Osmanlı dönemi, Mezopotamya’nın kadim uygarlık mirasının bir imparatorluk çatısı altında yeniden şekillendiği, tarihî mirasın korunduğu ve modernleşme hareketleriyle geleceğe taşındığı bir çağdır. Anadolu Genesis tarafından hazırlanan bu yazı dizisinin onuncu bölümü, 1517 ile 1918 yılları arasını kapsar ve Mezopotamya’nın Osmanlı idaresi altında politik, ekonomik ve kültürel dönüşümünü inceler. Önceki bölümlerde, tarım devriminden Sümer şehir devletlerine, Akkad’ın birleşik krallığından III. Ur’un bürokratik düzenine, Babil’in hukuk sisteminden Asur’un askeri disiplinine, Yeni Babil’in bilimsel-mimari zirvesinden Pers ve Helenistik dönemin küresel etkilerine, Sasani ve Erken İslam döneminin bilgeliğin aktarımına kadar uzanan süreç ele alınmıştı. Bu bölüm, Yavuz Sultan Selim’in fetihlerinden Evliya Çelebi’nin seyahatnamelerine, arkeolojik keşiflerden petrolün jeopolitik önemine kadar Mezopotamya’nın Osmanlı dönemindeki çok yönlü hikayesini tarihî ve arkeolojik bulgular ışığında ele alarak, sonraki bölümlerde incelenecek modern Irak ve Suriye dönemine geçişin zeminini hazırlar. Osmanlı dönemi, Mezopotamya’nın ruhunu koruyarak küresel tarihin bir parçası haline getirmiştir.
- Yavuz Sultan Selim Dönemi ve Osmanlı-Safevî Çatışmaları
- Bölgenin Stratejik ve Ekonomik Önemi
- Osmanlı Merkezi Yönetiminin Bölgeye Adaptasyonu
1514–1517: Mezopotamya, Osmanlı İmparatorluğu’na Yavuz Sultan Selim’in fetihleriyle katıldı. Safevî çatışmaları ve stratejik konum, bölgenin ekonomik ve politik önemini vurgulayarak Osmanlı’nın doğu egemenliğini pekiştirdi.