Keşfet

Babil Uygarlığının Kaybolan Bilimsel Bilgileri

Yıldız haritalarından ikinci dereceden denklemlere, bitkisel ilaçlardan cerrahiye… Babil uygarlığı bilimde öyle ileriye gitmişti ki bazı keşifleri yeniden bulmamız yüzyıllar aldı. Kaybolan tabletlerin anlattığı unutulmuş hikâyeleri keşfedin. Tarihin en gizemli bilim mirası burada başlıyor.

Fırat’ın kıyısında, tuğla duvarların arasında yükselen zigguratların tepesinden gökyüzüne bakan bir adam düşünün. Elinde kil tablet, geceyi yıldızlara soruyor. Yanında başka bir tablet, yarınki hasat için yağmurun ne zaman geleceğini hesaplıyor. Bu sahneler binlerce yıl önce Babil’de sıradan bir geceyi tarif ediyor. Ama bugün o tabletlerin çoğunun anlattığı hikâyeler eksik, bazıları tamamen kayıp. Babilliler matematikte, astronomide ve tıpta öyle ileriye gitmişlerdi ki, bazı keşifleri yeniden keşfetmemiz yüzyıllar aldı. Peki neyi kaybettik ve neden?

Yıldızları Okuyan Şehir: Astronominin İlk Büyük Atılımı

Babil gökyüzü gözlemcileri, bugün bile hayranlık uyandıran bir titizlikle çalışıyordu. MÖ 7. yüzyıldan itibaren tuttukları “Astronomik Günlükler” adlı seri, 700 yıldan uzun bir süre kesintisiz devam etti. Bu kayıtlar sadece tutulmaları, gezegen hareketlerini değil; aynı zamanda hava durumunu, Nil taşkınlarını, siyasi olayları da not ediyordu. Yani tek bir disiplin değil, bir tür veri tabanıydı.

En çarpıcı örneklerden biri, Venüs’ün görünürlük döngülerini neredeyse kusursuz hesaplamaları. Ammi-Şaduqa dönemine ait tabletler, Venüs’ün doğuş ve batışlarını 21 yıllık bir periyotta 5 farklı görünüm döngüsüne ayırıyor. Bu döngülerin toplamı 63 yıldır ve Venüs’ün sinodik periyodunu (584 gün) 0,08 günlük hata payıyla belirlemişler. Modern astronomi bu hassasiyeti ancak teleskopla yakalayabildi.

Kayıp Hesaplamalar: Trigonometriye Yakın Bir Sistem mi?

Yale’deki Plimpton 322 tableti hâlâ tartışılıyor. Bu tablet, Pisagor üçlülerini andıran bir dizi sayı çifti içeriyor. Bazıları bunun bir trigonometri tablosu olduğunu, bazıları ise sadece inşaat için kullanılan Pisagor üçlülerinin listesi olduğunu söylüyor. Ancak tabletin en alt satırında, dik üçgenlerde hipotenüsün hesaplanması için kullanılan bir formülün izleri var gibi görünüyor. Eğer bu gerçekten trigonometrik bir tabloysa, Yunanlardan 1000 yıl önce Babil’de trigonometrinin doğduğunu kabul etmek zorunda kalıyoruz.

Ne yazık ki benzer nitelikte başka tabletlerin büyük bölümü ya kırık, ya da kayıp. Özellikle Seleukos dönemine ait ileri matematik metinlerinin çoğu, İskender’in fetihlerinden sonraki kaosta ya yakıldı ya da dağıldı. Bugün elimizde kalanlar, bir zamanlar çok daha geniş bir kütüphanenin sadece ufak parçaları.

Matematikte 60’lık Sistemin Sırları ve Unutulan Yöntemler

Babil matematiği 60 tabanlı sistem üzerine kuruluydu. Bu sistem bugün hâlâ saatimizi (60 dakika), dakikamızı (60 saniye) ve dairenin 360 derecesini şekillendiriyor. Ama Babil tabletleri çok daha ileri gidiyor.

Bir tablette karekök hesabı için yaklaşık yöntemler var. Örneğin √2’yi 1;24,51,10 şeklinde (sexagesimal) veriyorlar ki bu yaklaşık 1.41421296… oluyor – modern ondalık sistemde 1.41421356 ile inanılmaz yakın. Üstelik bu değeri elde etmek için yinelemeli bir algoritma kullanıyorlar; bugün “Babil yöntemi” olarak bildiğimiz karekök yaklaşımının ta kendisi.

Başka bir tablette, ikinci dereceden denklemleri çözmek için formüller mevcut. ax² + bx = c biçimindeki problemleri, bugün bildiğimiz tamamlayıcı kare yöntemine çok benzer bir yolla çözüyorlar. Yunan matematikçileri bu tür problemleri geometrik olarak ele alırken, Babil matematiği cebirsel düşünceye çok daha yakındı.

Kayıp Tabletlerin İzinde: Ne Kadar Fazlasını Bilmiyor Olabiliriz?

Çivi yazılı metinlerin yaklaşık %90’ı hâlâ çevrilmemiş ya da yayınlanmamış durumda. British Museum’da, Louvre’da, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde binlerce kırık tablet bekliyor. Bunların arasında ileri cebir, olasılık hesapları ya da belki de erken diferansiyel yöntemlere dair ipuçları olabilir. Çünkü Babillilerin pratik problemlere yaklaşımı, teorik soyutlamadan çok uzak değildi.

Tıbbaki Bilgiler: Bitkisel Tedavilerden Cerrahiye

Babil tıbbı genellikle “büyü ve tıp karışımı” diye küçümsenir, ama bu haksızlık. “Diagnostic Handbook” adlı seri, 40’tan fazla tablette hastalıkları semptomlara göre sınıflandırıyor. Ateş, baş ağrısı, idrar rengi, nabız gibi gözlemlerle teşhis koyuyorlar. Bazıları bugün bile geçerli: Örneğin sarılık için karaciğer fonksiyonu bozukluğunu işaret ediyorlar.

Cerrahi müdahaleler de var. Hammurabi Kanunları’nda cerrahların ücret ve cezaları düzenleniyor; bu, cerrahinin kurumsallaştığını gösteriyor. Göz ameliyatları, kırık çıkık tedavileri, hatta katarakt için iğneyle lens çıkarma tekniği (couching) Babil kökenli olabilir.

En trajik kayıplardan biri, bitkisel ilaç reçeteleri. Yüzlerce bitki adı ve karışım tarifi içeren tabletlerin çoğu ya hasarlı ya da anlaşılmaz. Eğer bu tariflerin tamamı elimizde olsaydı, modern farmakolojide hâlâ kullanılan bazı maddelerin kökenini çok daha geriye götürebilirdik.

Yazılı Mirasın Parçalanması: Neden Bu Kadar Çok Kayıp Var?

Babil’in bilimsel bilgisinin kaybolmasının birkaç temel sebebi var.

İlk olarak, kil tablet kırılgandır. Yangınlar, seller, depremler binlerce tableti toz haline getirdi. İkinci sebep, fetihler ve kültürel kopuşlar. Pers istilası, ardından İskender’in gelişi, Helenistik dönemde Yunanca’nın baskın dil olması, Akadca ve Sümerce’nin unutulmasıyla metinlerin okunması zorlaştı. Üçüncü olarak, Orta Çağ’da Avrupa’da antik metinlerin korunması için çaba gösterilirken, Mezopotamya tabletleri çoğunlukla ihmal edildi.

19. yüzyılda çivi yazısının çözülmesiyle yeniden keşfedilmeye başlandı, ama hâlâ yolun başındayız.

Günümüze Ulaşan İzler: Babil’in Hâlâ Yaşayan Mirası

Bugün saatimizi 60’la bölmemiz, dairenin 360 derece olması, hatta “zodyak” kelimesinin Babil kökenli “hayvan yolu” anlamına gelmesi tesadüf değil. Ptolemaios’un Almagest’inde kullandığı birçok gözlem doğrudan Babil Astronomik Günlükleri’nden geliyor. Hipokrat öncesi Yunan tıbbı da Mezopotamya etkisini taşıyor.

Ama asıl soru şu: Eğer elimizde daha fazla tablet olsaydı, bilim tarihinde hangi dönüm noktaları daha erken gerçekleşirdi? Belki de trigonometri Rönesans’ta değil, Orta Çağ’da doğardı. Belki de bazı modern matematik yöntemleri bin yıl önce biliniyordu.

Babil’in kayıp bilgileri, sadece eski bir uygarlığın başarısı değil; insanlığın bilgi birikiminin ne kadar kırılgan olduğunu da hatırlatıyor. Bir zigguratın tepesinde yıldızlara bakan o adamın sorduğu sorular, hâlâ bizim sorularımız. Cevapların bir kısmı hâlâ toprağın altında, bir kısmı ise sonsuza dek kaybolmuş olabilir.

İlginizi çekebilir: Babiller
İlginizi çekebilir: Babiller
Picture of Yazar : Anadolu Genesis
Yazar : Anadolu Genesis

Anadolu Genesis, bilinmeyenleri merak eden, farklı bakış açılarıyla dünyayı anlamlandırmak isteyen herkes için hazırlanmış bir bilgi ve keşif platformudur. Amacımız, tarihten uzaya, ezoterik öğretilerden doğal afetlere kadar geniş bir yelpazede içerikler sunarak, okuyucularımıza düşündürücü ve ilham verici bir okuma deneyimi sunmaktır.

Hakkımızda

İlgili Yazılar

Keşfet