1810-1820’de Müntefik ve Şammar aşiretleri arasında yaşanan savaşlar, Mezopotamya’da gerilimi artırdı. Osmanlı’nın müdahalesi, vilayet sistemini ve İpek Yolu’nu korudu.
1801-1805’te Vahhabiler, Necef ve Kerbela’yı hedef aldı. Osmanlı’nın savunması, Şii toplulukları korudu ve Mezopotamya’da vilayet sistemini güçlendirdi.
1786’da İran’ın Basra Kuşatması, Osmanlı’nın başarılı savunmasıyla durduruldu. Bu olay, Mezopotamya’da vilayet sistemini güçlendirdi ve Pers Körfezi ticaretini korudu.
1769-1775’te Süleyman Paşa, Mezopotamya’daki aşiret ayaklanmalarını bastırarak Osmanlı egemenliğini güçlendirdi. Bu süreç, vilayet sistemini ve İpek Yolu’nun güvenliğini pekiştirdi.
1746 Kerden Antlaşması, Osmanlı-İran barışını başlatarak Mezopotamya’da istikrar sağladı. Bu antlaşma, vilayet sistemini güçlendirdi ve İpek Yolu’nun güvenliğini artırdı.
1743’te Nadir Şah’ın Musul Kuşatması, Osmanlı’nın başarılı savunmasıyla durduruldu. Bu olay, Mezopotamya’da Osmanlı egemenliğini ve vilayet sistemini güçlendirdi.
1723-1729’da Osmanlı-Safevi (Afşar) çatışmaları, Kirmanşah ve Hemedan muharebeleriyle Mezopotamya’da dengenin yeniden şekillenmesine yol açtı. Nadir Şah’ın yükselişi, Osmanlı egemenliğini zorladı.
1669-1675’te İran sınırındaki aşiret çatışmaları, Osmanlı’nın askeri reformlarıyla bastırıldı. Bu süreç, Mezopotamya’da vilayet sistemini ve sınır güvenliğini güçlendirdi.
1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması, Osmanlı-Safevi sınırlarını kesinleştirerek Mezopotamya’da barış sağladı. Bu antlaşma, bölgenin siyasi ve ekonomik yapısını dönüştürdü.
1638’de IV. Murad’ın Bağdat Seferi, Safevi işgalinden kurtarılan şehri Osmanlı egemenliğine geri getirdi. Bu zafer, Mezopotamya’nın siyasi ve dini yapısını dönüştürdü.