I. Kayıp Zamanların Ardında Bir İsim
Bazı insanlar geçmişe bakar. Bazılarıysa orada yaşar.
Samuel Noah Kramer, 20. yüzyılın en etkili Sümerologlarından biriydi. Ancak onun hikâyesi yalnızca bir akademisyenin değil — belki de tarihin bilinçli biçimde yeniden yazılmasının öyküsüdür. Irak çöllerinde binlerce yıl toprağın altında kalmış kil tabletleri okudu, çevirdi, yorumladı. Fakat bazı eleştirmenlere göre o, sadece okuyucu değil; aynı zamanda yeni bir mitosun yazarıydı.
Kramer’in çalışmaları, Batı’daki dini anlatılarla Mezopotamya mitleri arasında şaşırtıcı benzerlikler kuruyordu. Tesadüf müydü, yönlendirilmiş bir yeniden yazım mı?
II. Kimdir Samuel Noah Kramer?
Samuel Noah Kramer, 28 Eylül 1897’de, o dönem Rusya İmparatorluğu’na bağlı olan Ukrayna’da, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Henüz çocukken ailesiyle birlikte ABD’ye göç etti. New York’ta büyüdü ve eğitimini orada aldı. Başlangıçta hukuk ve ilahiyat okusa da, Pennsylvania Üniversitesi’nde karşılaştığı antik diller ve arkeoloji dersleri onun yönünü değiştirdi.
Bu değişim, onu yalnızca tarihe değil, bilinçaltına gömülmüş kadim bir kültürün zihnine yönlendirdi: Sümerler.
III. Sümer Tabletleriyle Yüzleşme
1920’li yıllardan itibaren Kramer, Sümer tabletlerini çözmeye başladı. Özellikle 1930’lu yıllarda Irak’ta yapılan kazılar sırasında, Nippur, Ur ve Lagash gibi bölgelerden çıkarılan çivi yazılı metinleri inceledi. Çevirileri büyük yankı uyandırdı.
En çok ses getiren metinler şunlardı:
Bu metinlerdeki semboller ve anlatılar, özellikle Tevrat’taki metinlerle neredeyse birebir örtüşüyordu. Bu da şu soruyu gündeme getiriyordu: Kutsal metinler mi Sümer’den etkilendi, yoksa tarih yeniden mi yazıldı?
IV. Kramer ve Türkiye: Sessiz Bulgular
Kramer’in kariyerinin ilginç duraklarından biri de 1950’li yıllardaki Türkiye ziyaretiydi. İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Ankara’daki kazı arşivlerinde Sümer tabletleri üzerinde çalıştı. Türkiye topraklarında bulunan bazı çivi yazılı belgelerin sınıflandırılmasında rol aldı.
Kendi notlarında, Anadolu ile Sümerler arasındaki kültürel bağlara dair “göz ardı edilen bağlantılardan” bahsetti. Fakat bu bulgular hiçbir zaman tam anlamıyla yayımlanmadı. Kimilerine göre bu bulgular, çağdaş anlatıları rahatsız edeceği için “gizli tutuldu”.
V. Gerçekten Sümerce Çözüldü mü?
Sümer çivi yazısı gerçekten çözüldü mü? Yoksa biz hâlâ yalnızca bir çeviri yanılsaması mı yaşıyoruz?
Bazı eleştirmenlere göre:
Tüm bu iddialar, Kramer’in çevirilerinin üzerine gölge düşürüyor. Belki de o, Sümer’in değil, modern ideolojilerin sesi olmuştu.
VI. Kramer’in Mirası ve Sessizliği
Kramer, hayatı boyunca hiçbir zaman bu tür spekülasyonlara cevap vermedi. Sadece yazdı. Kitapları, özellikle “History Begins at Sumer” (Tarih Sümer’de Başlar), onlarca dile çevrildi.
Özellikle İsrail’de bir üniversite onun adını taşıyan bir Sümeroloji enstitüsü kurdu. Bu, bazı çevrelerce “çalışmalarının modern dini anlatıyı desteklediğinin” bir işareti olarak yorumlandı.
Çeviriler seçici miydi?
Bazı metinler neden çevrilmedi?
Göz ardı edilen anlatılar neydi?
Bu sorular cevaplanmadan kaldı.
VII. Ölümü ve Ardından Bıraktığı Sır
Samuel Noah Kramer, 26 Kasım 1990‘da, 93 yaşında hayatını kaybetti. Geride binlerce satır, yüzlerce tablet, onlarca kitap ve pek çok yanıtsız soru bıraktı.
Bugün hâlâ akademide saygı gören bir figür. Ancak onu sadece bir çevirmen olarak mı, yoksa tarihi şekillendiren bir kurmaca mimarı olarak mı değerlendirmeliyiz, bu hâlâ tartışılıyor.
Ve en temel soru hâlâ geçerliliğini koruyor:
Sümerli mi konuşuyor?
Yoksa Kramer mi konuşuyor?