Mezopotamya, 20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında, Körfez Savaşları ve Irak işgalleriyle birlikte kültürel mirasının en büyük tehditlerle karşılaştığı bir dönem yaşamıştır. Anadolu Genesis projesi kapsamında hazırlanan bu yazı dizisinin on birinci bölümünde, Körfez Savaşları’nın Mezopotamya’nın arkeolojik ve kültürel mirası üzerindeki yıkıcı etkileri, antik eserlerin kaçakçılığı ve uluslararası koruma çabaları kronolojik ve tematik bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Bu bölüm, önceki bölümlerde incelenen Mezopotamya kimliğinin siyasette kullanımı ve Saddam Hüseyin rejimi altındaki kültürel miras politikaları üzerine inşa edilerek, savaşların Mezopotamya’nın kadim eserlerini nasıl tehdit ettiğini ve bu tehditlere karşı küresel çabaların nasıl şekillendiğini ortaya koyar. Temalar arasında savaşların kültürel yıkımı, eser kaçakçılığı, uluslararası işbirliği ve iade süreçleri yer alır. Bu bağlamda, yazı, Mezopotamya’nın modern dönemdeki kültürel kayıplarını aydınlatarak, sonraki bölümlerde ele alınacak UNESCO koruma programları, Süryaniler ve kadim halkların varlığı ile Bağdat’ın kültürel evrimine zemin hazırlar.
Körfez Savaşları ve Irak İşgalleri
Körfez Savaşları, Mezopotamya’nın bereketli topraklarında binlerce yıllık kültürel mirası derinden etkileyen bir dizi çatışma olarak tarih sahnesinde yer aldı. Birinci Körfez Savaşı, 1990-1991 yıllarında Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesiyle başladı ve Birleşmiş Milletler koalisyonu tarafından Irak’ın geri püskürtülmesiyle sonuçlandı. Bu savaş sırasında, Mezopotamya’nın antik sit alanları doğrudan askeri operasyonların tehdidi altında kaldı. Koalisyon güçlerinin bombardımanları, özellikle güney Irak’taki Ur ve Babil gibi kadim şehirlerin yakınlarında hasara yol açtı. Savaşın getirdiği istikrarsızlık, hükümet güçlerinin çekilmesiyle birlikte bölgesel müzelerin yağmalanmasına zemin hazırladı; dokuz bölgesel müze tamamen tahrip edildi ve binlerce eser kayboldu.
Savaş sonrası dönemde, Birleşmiş Milletler’in uyguladığı yaptırımlar Mezopotamya’nın kültürel mirasını daha da savunmasız hale getirdi. Yaptırımlar, Irak’ın ekonomik çöküşüne neden olurken, arkeolojik sit alanlarının korunması için ayrılan kaynaklar azaldı. Bu dönemde, yoksulluk içindeki yerel halklar ve organize çeteler, antik sit alanlarını sistematik olarak yağmalamaya başladı. Ninova, Ur ve Babil gibi bölgelerdeki kazı alanları, korumasız kaldıkları için yüzlerce eser kaçak kazılarla çıkarıldı. Birinci Körfez Savaşı’nın kültürel yıkımı, Mezopotamya’nın kadim tabletleri, heykelleri ve mimari kalıntılarının büyük bir kısmının kaybedilmesine yol açtı; tahminlere göre en az dört bin eser bu dönemde çalındı.
İkinci Körfez Savaşı ve 2003 Irak işgali, Mezopotamya’nın kültürel mirasına daha ağır bir darbe vurdu. Amerika Birleşik Devletleri öncülüğündeki koalisyon güçleri, Saddam Hüseyin rejimini devirmek amacıyla Irak’ı işgal ettiğinde, kültürel mirasın korunması ikinci planda kaldı. İşgalin ilk günlerinde, Bağdat’taki Irak Müzesi’nin yağmalanması, Mezopotamya’nın tarihine dair en trajik olaylardan biri olarak kaydedildi. Müze personeli savaş öncesi bazı eserleri güvenli yerlere taşımış olsa da, yaklaşık on beş bin eser çalındı. Bu eserler arasında Sümer krallık mezarlarından çıkan altın takılar, Asur kabartmaları ve Babil tabletleri bulunuyordu. Yağma, sadece müzeyle sınırlı kalmadı; Mezopotamya’nın güneyindeki antik sit alanları, koalisyon güçlerinin yetersiz koruması nedeniyle organize çeteler tarafından talan edildi.
İşgal sonrası istikrarsızlık, Mezopotamya’nın kültürel mirasını uzun vadeli tehditlerle karşı karşıya bıraktı. Irak’ın siyasi kaosu, arkeolojik alanların denetimsiz kalmasına neden oldu; tahminlere göre 2003-2005 yılları arasında dört yüz bin ila altı yüz bin eser yasadışı kazılarla çıkarıldı. DAİŞ’in (IŞİD) yükselişiyle birlikte, Mezopotamya’nın antik şehirleri sistematik yıkıma uğradı; Ninova’daki Asur kapıları ve Palmyra’daki Helenistik yapılar tahrip edildi. DAİŞ, kültürel mirası hem ideolojik bir tehdit olarak gördü hem de finansman kaynağı olarak kullandı; eserler kaçakçılar aracılığıyla uluslararası piyasalara satıldı. Körfez Savaşları ve işgaller, Mezopotamya’nın kadim mirasını sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda kültürel hafızayı da zedeleyerek, insanlık tarihinin önemli bir parçasını tehlikeye attı.
Antik Eserlerin Kaçak Yollarla Yurtdışına Taşınması
Körfez Savaşları’nın yarattığı kaos, Mezopotamya’nın antik eserlerinin kaçakçılık yoluyla yurtdışına taşınmasını hızlandıran bir etken oldu. Birinci Körfez Savaşı sonrası, yaptırımların ekonomik baskısı altında kalan Irak’ta, yerel halk ve organize suç grupları antik sit alanlarını hedef aldı. Ninova, Ur ve Babil gibi bölgelerden çıkarılan eserler, önce yerel pazarlarda satıldı, ardından kaçakçılar tarafından Ürdün, Lübnan ve Türkiye üzerinden uluslararası piyasalara ulaştırıldı. Bu dönemde, Mezopotamya’nın kil tabletleri, silindir mühürleri ve heykelleri, Avrupa ve Amerika’daki koleksiyonculara satıldı; bazı eserler eritilerek altın olarak değerlendirildi.
2003 Irak işgali, kaçakçılığın zirveye ulaştığı bir dönemi başlattı. Irak Müzesi’nin yağmalanmasıyla birlikte, on beş bin eser kayboldu ve bunların büyük bir kısmı uluslararası kara borsaya girdi. DAİŞ’in kontrolü altında, Mezopotamya’nın antik eserleri sistematik olarak yağmalandı; örgüt, eserleri satarak finansman sağladı. Tahminlere göre, DAİŞ’in eser kaçakçılığından elde ettiği gelir, petrol kaçakçılığından sonra ikinci sırada yer aldı. Eserler, Suriye ve Irak’tan kaçak yollarla Türkiye, Ürdün ve Lübnan’a taşınarak, oradan Avrupa ve Amerika’ya ulaştırıldı. Bu süreçte, Mezopotamya’nın kadim tabletleri ve heykelleri, sahte belgelerle yasal görünüm kazandı ve açık artırma evlerinde satıldı.
Kaçakçılık, Mezopotamya’nın kültürel mirasını parçalara ayırdı. Örneğin, Hobby Lobby gibi şirketler, kaçak eserleri satın alarak skandallara yol açtı; 3.800 eser Irak’a iade edildi. Benzer şekilde, çevrimiçi platformlarda Mezopotamya eserlerinin satışı arttı; taş boğalar, kil mühürler ve tabletler düşük fiyatlarla alıcı buldu. Kaçakçılık ağları, yerel kazıcılar, aracı tüccarlar ve uluslararası satıcılardan oluşuyordu; eserler, genellikle bilimsel bağlamlarından koparılarak satıldı. Bu süreç, Mezopotamya’nın tarihini geri dönüşümsüz kayıplara uğrattı; yüz binlerce eser, özel koleksiyonlara dağıldı ve bilim dünyasından gizlendi.
Uluslararası Koruma ve Geri Getirme Çabaları
Körfez Savaşları’nın Mezopotamya’nın kültürel mirasına verdiği zarara karşı, uluslararası toplum koruma ve geri getirme çabalarını yoğunlaştırdı. UNESCO, 1970 sözleşmesiyle kültürel mirasın yasadışı ticaretini önlemeye yönelik bir çerçeve oluşturdu; bu sözleşme, Irak ve Suriye’deki eserlerin korunmasında temel bir araç haline geldi. Birinci Körfez Savaşı sonrası, UNESCO Irak’a girmeye çalıştı ancak izin verilmedi; 2003 işgali sonrasında ise örgüt, Irak Müzesi’nin kayıplarını belgelemek için çalışmalar başlattı.
Geri getirme çabaları, diplomatik ve yasal işbirliğiyle ilerledi. Amerika Birleşik Devletleri, 2021’de 17.000 eseri Irak’a iade ederek en büyük repatriasyonu gerçekleştirdi; bu eserler arasında kil tabletler ve mühürler yer aldı. Hobby Lobby skandalında, 3.800 eser iade edildi; Museum of the Bible’dan 8.000 eser incelendi. New York savcıları, 2022’de yedi Mezopotamya mührünü geri gönderdi. Irak, Japonya ve İsviçre’den 27 eser ve 20 Sassani sikkesi iade aldı; 2024’te 181 eser daha geri döndü.
Uluslararası işbirliği, INTERPOL ve UNESCO’nun koordinasyonunda kaçakçılık ağlarını hedef aldı. UNESCO, Babil’i 2019’da Dünya Mirası Listesi’ne ekleyerek koruma altına aldı; Ur ve Ninova gibi alanlar için benzer programlar başlatıldı. Irak Müzesi’nin 1991 ve 2003 yağmaları sonrası, 30.000 eser geri alındı; ancak 4.000’den fazla eser hala kayıp. Dijital arşivleme ve uydu görüntüleri, sit alanlarının korunmasında kullanıldı; Orta Doğu Enstitüsü gibi kurumlar, kültürel mirası korumak için konferanslar düzenledi.
Bu çabalar, Mezopotamya’nın mirasını kurtarmada önemli adımlar olsa da, siyasi istikrarsızlık ve kaçakçılık ağları tehditleri sürdürüyor. Irak ve Suriye hükümetleri, uluslararası baskıyla eser iadelerini talep ediyor; Christie’s gibi açık artırma evlerinde satışlar durduruluyor. Koruma, yerel halkın eğitimini ve turizmi kapsayarak, Mezopotamya’nın kadim mirasını gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.
Sonuç
Anadolu Genesis tarafından kaleme alınan bu bölüm, Körfez Savaşları’nın Mezopotamya’nın kültürel mirası üzerindeki yıkıcı etkilerini, antik eserlerin kaçakçılığını ve uluslararası koruma çabalarını ayrıntılı bir şekilde incelemiştir. Savaşlar, Mezopotamya’nın kadim sit alanlarını ve müzelerini tahrip ederek binlerce eserin kaybolmasına yol açmış, ancak UNESCO ve diplomatik girişimler sayesinde önemli iadeler gerçekleştirilmiştir. Mezopotamya’nın bereketli topraklarında biriken bu kültürel kayıplar, insanlık tarihinin önemli bir parçasını tehdit etse de, küresel işbirliği mirasın korunmasında umut vaat etmektedir. Bu bölüm, savaşların kültürel yıkımını aydınlatarak, sonraki bölümde ele alınacak UNESCO koruma programları, Süryaniler ve kadim halkların varlığı ile Bağdat’ın kültürel evrimine zemin hazırlar. Mezopotamya’nın kadim mirası, modern çatışmaların gölgesinde bile, uluslararası çabalarla korunmaya devam etmektedir.